3 Temmuz 2011 Pazar

SARI ÖKÜZ HİKAYESİ

Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış. Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış: "Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."
Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz''ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış. Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk''u istemişler: "Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim." Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk''u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahaleye ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar. Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş. Boz Öküz, Benekli Öküz''ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "Biz" demiş, "Sarı Öküz''ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.."

21 Haziran 2011 Salı

STOCKHOLM SENDROMU










Stockholm sendromu, zor ve zorbalık ortamında, hak ile batılın arasında, insanını içine düştüğü durum. Nasıl adlandırılırsa adlandırılsın, bu bir durum tespiti değil mi? Adalesizlik ve zorbalık karşısında, eylemin muarızları tarafından tasvip ve tasdik edilmesi. Genel bir olayın spesifik bir olayla izahıdır, “Stockholm Sendromu”.



Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de de bu tür genel olumsuzluklar, haksızlıklar, zorbalıklar, adalesizlikler veya sapkınlıklar ile ilgili özel izahlar, açıklamalar veya darb-ı meseler vardır, ayetlerde. Bu tür durumlarda sesiz kalan, hatta tasdik ve tasvip edenlerin çoğaldığı ve çoğunluk olduğu, mutlak hakimiyetlerinin artığı toplumların helak edildiği yazmaz mı? Halk her zaman haklı değildir, haklılık haktan yana olmaktır.



Müşriklerin zulümleri yüzünden Mekke’de barınamayan Müslümanlar, Hz. Peygamber (s.a.s) ile birlikte Medine’ye hicret etmediler mi? Zulüm karşısında sessiz ve tepkisiz mi kalsalardı onlarla birlikte mi hareket etselerdi. Zulüm ve haksızlık karşısında mutlaka yapılacak bir şey vardır. Hicret budur işte, Stockholm Sendromu ise hicret edecek basireti gösteremeyenlerin hastalığıdır.

17 Haziran 2011 Cuma

Balkon ikiyüzlülük ve İstismar

Recep Tayyip Erdoğan 12 Aralık 1997'de Siir'te halka hitaben yaptığı konuşmada, şiir okumaktan değil, "Halkı din, ırk ve mezhep farklılığı gözeterek açıkça kin ve düşmanlığa tahrik etmek." suçundan hüküm giymiştir. TCK nın 312/2 maddesinden suçlu olduğu halde her yerde şiir okumaktan hüküm giydiğini söylemiştir.
Bugün de değişen birşey yok. Seçim meydanlarında aynı şeyi yapmakta. Anayasa refarandumu sırasında yargı dedelerden ayıklanacaktır diyerek ve Kemal Kılıçtaroğlu'nun aleviliği ince ince işlenerek Anadolu'da özellikle MHP tabanı tahrik edilmiştir.
2011 seçim propaganda çalışmalarında yine alevilik kavramı özellikle Anadolu'da sağ seçmen üzerinde tahrik kavramı olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu kışkırtmaları pekiştirmek için Kürt'lerin zerdüşt dini mensubu oldukları tartışmaları ile kin ve tahrik'in etkisi artırılmaya çalışılmış ve başarıyada ulaşılmıştır.
Bütün bu olaylar Tayyip Erdoğan'a 1997 de verilen cezanın boşuna olmadığının kanıtı olmakla birlikte, balkona çıkıp helalleşme isteyerek, şiir okuma ikiyüzlülüğünü buradada sergilemektedir. Madımak otelinin müze yapılması nedir? Ölenler geri gelmişmidir. Tahrikciler nerdedir?
Sen bu milletin kalbinde, birbirine karşı kin ve nefret tohumlarını ek, içinde tortu bırak, sonrada çık ben hakkımı helal ediyorum de. Senin etrafında ki zenginleştirdiklerinin dışında kimsede hakkın yok, bu milletin sende hakkı var. Ben hakkımı helal etmiyorum.